---
title: ☀️ Sunshine Blogger Award 2025☀️
description: Merhaba!
url: https://umutgulacti.com/blog/sunshine-blogger-award-2025
type: article
image: https://umutgulacti.com/Upload/blog/2025/08/p-ecCdBn8LAa0s2cEo3zTQ.jpeg
date: 2025-08-20
modified: 2025-08-20
author: Umut Gülaçtı
category: Yazılar
lang: tr-TR
---

# ☀️ Sunshine Blogger Award 2025☀️

![☀️ Sunshine Blogger Award 2025☀️](https://umutgulacti.com/Upload/blog/2025/08/p-ecCdBn8LAa0s2cEo3zTQ.jpeg)

> Merhaba!

Merhaba!

Sabah telefonu açtığımda bildirimler arasında bir etiketleme gördüm ve ilk hissiyatım merak karışımı bir endişeydi. Ne oluyor böyle, kim neden beni etiketlemiş diye düşünürken yazıyı okumaya başladım. Satır satır ilerledikçe içimin ısındığını hissettim. Yazdıklarımın gerçekten birilerine dokunduğunu, bir yerlerde iz bıraktığını öğrenmek…

Bu duyguyu tarif etmek zor aslında. Hayatımın her alanında yazı yazmak benim için nefes almak gibi, düzenli bir rituel. Ara ara hayat koşturuyor tabii, işler, sorumluluklar derken klavyeye dokunma sıklığım azalıyor.

İşte böyle anlarda, birilerinin yazdıklarımı hatırladığını, hatta onlardan etkilendiğini öğrenmek… Sanki unuttuğum bir parçamı geri buluyormuşum gibi. Belki de yazmanın asıl anlamı bu sessizce birilerinin hayatına dokunabilmek, fark etmeden köprüler kurmak. Bu his bana tekrar yazmaya başlamam için gereken cesaretin kapısını araladı diyebilirim.

Tekrardan cesarete sebep olduğu için sana teşekkür ederim Arzu Çankaya 😊🍀

 

 

Sorulara Geçelim…

 1.Merhaba, tanışma faslı :) Kendinizi mesleğiniz, medeni durumunuz, nereli olduğunuz, yaşınız ve cinsiyetiniz olmadan nasıl tanıtırdınız? 

Yemek yemeyi, okumayı, keşfetmeyi, hayatı yaşamaya bayılan biriyim. Yemek için yol değiştirir denilenlerden doğrusu 😊. O aromaları hissetmek, tatları keşfetmek, bazen hiç bilmediğim bir mutfağın kapısını aralamak…

Serde yükselen boğa olmak var tabii, o ayrı bir mesele. İnatçılığımı kabul ediyorum ama bu inat genellikle öğrenme konusunda kendini gösteriyor. Kendi kendime bir şeyleri öğrenmeye bayılırım mesela. İnternet çağının büyülü dünyasında saatlerce kaybolabilirim. Bir konuya takılırım, derken o konu beni bambaşka yerlere götürür.

Kendimle vakit geçirmeyi yalnızlık olarak değil, kıymetli bir zaman dilimi olarak görenlerdenim. O sessizlik anlarında aslında en verimli halime dönüşürüm. Düşüncelerim berraklaşır, planlarım şekillenir. Bazı insanlar sürekli birilerinin yanında olmaya ihtiyaç duyar; ben ise kendi iç dünyamda gezinmeyi, o derinlikleri keşfetmeyi seviyorum.

Ailemle vakit geçirmek konusunda da aynı tutkuyu taşırım. Onlara vakit ayırmak için elimden geldiğince işleri erken bitirmeye gayret ederim. Onlarla aynı ortamda bulunmaya özen gösteririm. Bazen işim uzasa bile yanlarından uzaklaşmak yerine işime orada devam etmek psikolojik olarak iyi hissettiriyor beni. Sanki onların varlığı bana güç veriyor, o sıcaklık işimin ağırlığını hafifletiyor.

Yeni şeyler öğrenmek, keşfetmek konusunda uslanmaz bir merakım var. Bu merak beni bazen gece yarılarına kadar ayakta tutar . Ki bazen de uykusuz….

Hayat benim için dev bir puzzle gibi; her öğrendiğim yeni bilgi, o puzzle’ın bir parçasını yerine oturtmak gibi geliyor bana.

 2.Bir gününüz nasıl geçiyor? Bunu yapmadan günüm geçmez dediğiniz bir şey var mı? 

Günüm genelde akışına göre şekilleniyor. Aslında mükemmel bir rutinle yaşamıyorum. Yazılım üzerine çalıştığım için uzun uzadıya bahsini edesim de gelmiyor doğrusu, ama tabii ki günümü büyük ölçüde işim belirliyor.

 3.Hayalini kurduğunuz hayatı düşünün. Oradaki bir gününüz nasıl geçiyor? Şu anki hayatınızla arasındaki farklar nasıl? 

Hayalini kurduğum hayatı düşündüğümde… O sabah uyanışım çok farklı olurdu. Müstakil evimin geniş penceresinden giren doğal ışıkla uyansam, kahvemi bahçemde içsem. Belki küçük bir sebze bahçesi kurmuş olurum — domates, biber, maydanoz… Kendi yetiştirdiğim malzemelerle kahvaltı hazırlamak ne güzel olurdu.

O hayatta ailemle birlikte Türkiye’nin her köşesini keşfediyor olurduk. Haftasonları çantalarımızı hazırlayıp “bu sefer nereye?” diye konuşarak yola koyulurduk. Karadeniz’in yemyeşil dağlarında mısır ekmeği yer, Ege’nin küçük balıkçı kasabalarında taze deniz mahsulleri tadardık. Güneydoğu’nun zengin mutfak kültürünü keşfeder, her yörenin kendine özgü lezzetlerini not alırdım. Ailemle birlikte her yeni tat bir anı, her yeni yer ortak bir hikaye olurdu.

Seyahatlerden eve döndüğümüzde o müstakil evimin sıcaklığında gezi anılarımızı paylaşırdık. Belki küçük bir çalışma odası kurmuş olurum. Hem işimi yapabileceğim hem de öğrenmeye devam edebileceğim bir alan. Penceresi bahçeye bakar, ara sıra kafamı kaldırıp yeşilliği seyrederim.

Şu anki hayatımla arasındaki en büyük fark zamanın bana ait olması sanırım. Şimdi günümü işim belirliyor, ama o hayatta günümü ben şekillendiriyorum. Gezilerimizi önceden planlayabilir, spontane kararlar alabilir, ailemle daha kaliteli vakit geçirebilirim. Şu an “keşke şunu da görebilsek” dediğim yerler olsa, o hayatta bunların hepsi mümkün olurdu.

En güzel yanı da bu deneyimlerin hepsini sevdiklerimle paylaşıyor olmak olurdu. Çünkü en güzel anılar, sevdiğin insanlarla yaşadığın anlardır.

 4.Cesur biri misiniz? Radikal kararlar vermek sizi korkutur mu? Hayatınızda verdiğiniz en radikal karar neydi? 

Cesur biri miyim diye soruyorsunuz… Bu soruya net bir yanıt vermek zor aslında. Şöyle ki, korkar ama yapmaktan da geri duran bir tavrım, huyum, davranışım var genelde. Mesela deli gibi korkarım gondol, kamikaze gibi lunapark araçlarından ama o anı yaşama hissinden kendimi alamam, yaparım korka korka.

İşte böyle bir ruh halim var. Cesur oluyor muyum bilemedim, sizce nasıl? :)

Belki asıl cesaret bu değil mi. Korkmak ama yine de adım atmak? Çünkü korku yoksa cesaret de olmaz. Korkunun farkında olmak ama ona rağmen o anı kaçırmamaya karar vermek… Bu benim karakterimde olan bir şey sanırım.

Hayatımda verdiğim en doğru ve radikal karar kilometre ötedeki o güzel kızın yanına gitmekti. Cesaret ya da radikal bir karar mı? Evet, öyleydi. Çünkü o zamanlar ne olacağını bilmiyordum, sadece içimdeki o sesin o aşkın doğru olduğunu hissediyordum. Çevremdeki herkes “uzak”, “zor”, “emin misin?” diyordu ama ben o sesi dinledim.

2009'da yanına gittiğim o kızla evliyim şimdi ve kızımız var. Yine olsa yine yapardım. İşte belki cesaret budur. Kalbin ne dediğini dinlemek, sonuçlarını düşünmeden o doğru hissiyata güvenmek. O karar hayatımın en güzel şeylerini getirdi bana. Bazen en radikal kararlar, aslında en doğal olanlar oluyor.

 

Cesur muyum diye sorunca… Belki geleneksel anlamda değilim ama kendi türümde cesaretim var sanırım. Korka korka ama yaşamayı seçen türden.

 5.Duygu ve düşüncelerinizi rahatlıkla ifade edebilir misiniz insanlara karşı? Yapabiliyorsanız nasıl? 

Örtülü olarak da olsa genelde ifade ederim duygu ve düşüncelerimi, ama çoğu zaman karşı tarafı kırmamaya gayret ediyorum.

Bu sanırım çifte bir yaklaşım. Bir yandan içimde kalanları dışarı çıkarma ihtiyacım var. Susarsam patlayacakmış gibi hissediyorum kendimi. Ama diğer yandan insanları incitmekten, onları rahatsız etmekten korkuyorum. Bu yüzden genelde dolaylı yollar buluyorum. Mesela direk “bu beni üzdü” demek yerine “böyle durumlar insanı düşündürüyor” tarzında ifade ediyorum.

Bilemiyorum. Çoğunluk yapamıyor sanırım.

 6.Başka bir ülkede yaşamak ister miydiniz? Cevabınız evet ise hangi ülke, neden? 

Kesinlikle Hayır. Ülkeme aşığım. Her bir metrekaresi hayranım.

Cevaplarım böyleydi 😊🍀Çok teşekkür ederim!

Benim sorularım ise şu şekilde:

 
 Son zamanlarda sizi en çok etkileyen şarkı, film ya da kitap hangisiydi? Neden o kadar etkiledi? 

 Hiç unutamadığınız bir koku var mı? Sizi hangi anıya götürür? Ya da sizi alıp götüren bir koku var mı varsa nerelere ya da hangi duygulara götürüyor ? 

 Gece 3'te uyandın. Tekrar uykuya dalmak istiyorsun ama seni uyutmayan o şey ne ? Dertleşmek yakınlaştırır biraz. 

 Markette alışveriş yaparken sepetinize mutlaka koyduğunuz, başkaları garip bulsa da sizin için vazgeçilmez olan bir şey var mı? 

 Parkta ya da kafede oturup insanları izlediğiniz oluyor mu? Onlar hakkında hikayeler kuruyor musunuz? 

 Yağmur yağarken pencerenin arkasında durup dışarı bakar mısınız yoksa içeride başka işlerle meşgul olur musunuz? 

 Kitap okurken sayfaları kıvırıyor musunuz yoksa çok özenli mi davranırsınız? 

 Doğum gününüzde hediye almak mı yoksa spontane sizi hatırlattığı/anımsattığı için alınmış bir hediye mi almak istersiniz ? 

 Çocukken inandığın ama şimdi komik bulduğun bir sırrın veya batıl inancın var mıydı? 

 Hiç kimseye anlatmadığın küçük, kişisel bir ritüelin var mı? (Örneğin, kahveni hep aynı mug’tan içmek, evden çıkarken belirli bir cisme dokunmak gibi) 

 Eğer ruhun bir rengi olsaydı, bu renk ne olurdu ve neden? 
 

 

Bu sorulara cevabını merak ettiğim kişiler:

 Kaan Tural 

 Sude 

 Bahadır Özerdem 

 Syrenka 

 Sinem Demirkan 

 GülHAN 

 Gonca Menteşe 

 Tuğçe Gökmen 

 Atlas Fench 

 Esince's 🗒𓂃🖊 

 Zeliha ERTEKİN 

 

Sunshine Blogger Ödülü Kuralları:

 
Ödülün resmi logosunu blogunda bir rozet olarak görünür şekilde paylaş 🌻

Seni aday gösteren kişiye teşekkür et

Aday gösteren kişinin bloguna bir bağlantı ver

Aday gösterenin sorularını yanıtla

En fazla 11 blog yazarını aday göster

Adaylarına en fazla 11 yeni soru hazırla

