---
title: "Aralık 1:İsimsiz Ağırlıklar Müzesi"
description: Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.
url: https://umutgulacti.com/blog/aralik-1isimsiz-agirliklar-muzesi
type: article
image: https://umutgulacti.com/Upload/blog/2025/12/06KtaeOsA8O9yGtt18akdg.jpeg
date: 2025-12-01
modified: 2026-09-05
author: Umut Gülaçtı
category: Yazılar
lang: tr-TR
---

# Aralık 1:İsimsiz Ağırlıklar Müzesi

![By Pinteret](https://umutgulacti.com/Upload/blog/2025/12/06KtaeOsA8O9yGtt18akdg.jpeg)

> Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

 

Yaş 35. Yolun yarısı mı bilmiyorum ama yükün en ağır olduğu yokuş burasıymış. 

Hepimiz gibi benim de yaşanmışlıklar diye adlandırdığım; hepsinin etiketinin belli olduğu, raflarda yerleri hazır duran bir çok konu, duygu, acı, sevinç ve dahası mevcut.

Ama sonra… Sonra yer kalmadı sanırım.

 By Pinteret 

Önce öfkelerimi gömdüm; insanları kırmamak için yuttuğum o zehirli kelimeleri. Sonra heveslerimi gömdüm; “zaten olmazdı” diyerek üstünü kapattığım o parıltılı ihtimalleri sanırım. (Sanırım diyorum çünkü sonuçlarını epeydir görüyorum. Üstüne epeydir çalışıyorum sevgili okuyucu☺)

Şimdi görüyorum ki en sonunda da kendimi gömmeye başlamışım parça parça. Kimse görmesin diye, kimse yadırgamasın diye, “güçlü görsün” diye. Ama insan bir maskeyi çok uzun süre takarsa, altındaki yüzü unuturmuş. 

 Velhasıl , şimdi ayırt edemiyorum. Hepsi birbirine karışmış durumda. Dert ediyor muyu? Yoo.

Üzüntüm öfkeme, pişmanlığım korkuma dolanmış. Bir yumak olmuşlar içimde; ne başı belli ne sonu.

Çekip çıkarmak istiyorum, “İşte bu! Beni yoran şey tam olarak bu!” deyip o parçayı söküp atmak istiyorum. Ama elimi her attığımda, elime sadece toz ve toprak geliyor. Sanki içimde bir savaş var ama tarafları göremiyorum. Sadece patlayan bombaların sarsıntısını hissediyorum. Yorgunluğumun sebebi bu.

Fiziksel bir yorgunluk değil bu; ruhum, kendi içinde taşıdığı o mezarlığın bekçiliğini yapmaktan yorgun. Üstelik ne maaşı var bu işin, ne de mesai saati. Sadece bitmeyen bir nöbet. Belki de eziyet eden tek bir şey değildir. Belki de eziyet, artık o gömülenlerin “ben” olmaktan çıkıp, beni ele geçiren bir “biz”e dönüşmesidir.

Bilmiyorum, eminde değilim doğrusu. Tek bildiğim, bu toprağın altının çok kalabalık olduğu ve benim artık nefes almak için biraz gökyüzüne ihtiyacım olduğu.

Bilmiyorum diyorum ama bu yolda epey yol kat ettim. Fark ettiklerimin üzerine gittim çoğu zaman halen de devam ediyorum.

2025'te böyle bir yıl oldu benim için. Aralık boyunca bunlara ve bir çoğuna değinmek istiyorum. Bir nevi içimi dökecek ve sizleri de buna şahit kılacağım gibi duruyor. Arada belki reklam niyetine farklı konularda alabilirim. Bakalım :)

 Bir Aralık Günlüğü serisine dahil edene Sinem Demirkan Teşekkür ederek ayı başlatmak istiyorum kendi adıma. 

 

Eğer içeriğimi beğendiyseniz ve daha fazlasını okumak isterseniz, web sitemi ziyaret etmeyi unutmayın: https://www.umutgulacti.com/ 

Sosyal medya hesaplarımı takip ederek güncel paylaşımlardan haberdar olabilirsiniz:

Twitter: https://x.com/umutgulacti369 

Medium: https://medium.com/@umutgulactiofficial 

Instagram: https://www.instagram.com/umutgulactiofficial/ 

TikTok: https://www.tiktok.com/@umutgulactiofficial 

Pinterest: https://tr.pinterest.com/umutgulacti/ 

Substack: https://umutgulacti.substack.com/ 

Destekleriniz için çok değerli, teşekkür ederim!

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenime de üye olabilirsiniz…

